GÖKHAN ÖZEN'İN ÇOCUKLUĞU..

BU BÖLÜMDEKİ TÜM YAZILARI GÖKHANCILAR ZATEN ÇOK İYİ BİLİYOR.. DAHA ÇOK GÖKHAN'I TANIMAK İSTEYENER İÇİN HAZIRLANMIŞTIR.

 

yıllar önce yayınlanan bir yazı dizisi...

o zamanlar ben staj görüyordum lisede..

sabah otobüsle staja giderken bu yazı dizisini soluksuz okurdum..

ilk albümüyle yeterince tanınmadığından o zamana dek Gökhan hakkında  tek bir satır görmek zordu gazetelerde..

kendisine dair en ufak bir fikrim yoktu ve ben sadece sesini seviyordum.

onun hakkında ilk kez birşeyler öğrenecektim ..

satırlar arasında kayboldukça inandım onun masumluğuna...

farklı geldi bana..

o romantikliği, duygusallığı, çocuksuluğu, duruşu , bakışı, müziğe tutkusu...

samimiyetle kendisini anlatması..

belki de bu yazı dizisinin etkisinden dolayı Gökhan Özen'e inancım her zaman sonsuzdu..

yaşadığı bir takım olaylarda hep "yapmış olamaz " veya "bir bildiği vardır"diye düşündüm..

 kötülüğü yakıştıramadım ona yakıştıramam da...

 


 

 

 

 

HER ÇOCUĞUN MELEĞİDİR ANNESİ..

 

Tülay Özen müziğe tutkulu, duygulu bir kadındı..

8 yaşındayken şarkıların içinde saklambaç oynuyordu Gökhan.

Ondaki başkalığın farkına varmamak mümkün değildi.

İlk şarkısını 1.5 yaşındayken söyledi.

Yıl 1981..

Side cennet Motel’de Ela Altın,kocası Savaş Ersoy ve yakın dostlarıyla birlikte Özen ailesi de tatilde..

1.5 yaşındaki Gökhan “mihrabım diyerek sana yüz vurdum” şarkısını okuyor..

Savaş Ersoy;  “bu çocuk bir harika” diyor..

En iyi saksafonculardan biri sayılan Özer Önal da aynı fikirde..

Ankara belediyesi bando şefi olduğu 1987 yılında  şöyle diyor;

“yemin ederim ki bu çocuk bir gün çok ünlü olacak”

TRT Ankara radyosu çocuk korosuna eleman aranıyordu o yıl.

Ankara Müziği Koro Şefi Ahmet Hatipoğlu, sınava çekiyordu geleceğin müzisyenlerini

Gökhan’da sınavdaydı.

Piyanodan çıkan her sese harika biçimde karşılık veriyordu. Daha 8 yaşındaydı..

Ela Altın merakla sınav sonucunu bekleyen anne Tülay özen’e seslendi

“senin çocuğa bize sorulan soruları bile sordular da başardı”

Ve Gökhan TRT radyo korosuna birincilikle girdi..

 

 

Gökhan TED kolejinde

okurken kantinden içinde 50 adet gofret

bulunan kutuyu alIP kaçmış. kolejde okumayan

öğrenciler varmış. Gofretlerin birine bile

dokunmadan

hepsini

çocuklara dağıtmış..

 

 

 

GÖKHAN ÖZEN VE BABASI..

Bayramları çok severdi Gökhan en çokta bayram sabahları babası tarafından uyandırılmayı..

“bugün bayram erken kalk” derdi babası..

Şarkılar söyleyerek uyandırırdı çocuğunu..

Bayramların yaz mevsimine geldiği dönemlerde denizi gören bir yazlıkları vardı da oraya giderlerdi babasıyla. Denizin üzerindeki kuşlarla iddiaya girerdi babasıyla..

Sağdan sola uçan kuşları Gökhan tutardı. Soldan sağa uçanları babası..

Kimin kuşları diğerinin tarafına geçerse o kazanırdı..

Saatlerce uçan kuşları sayarlar kim kazanırsa parayı o alırdı.

Gökhan’ın kaybetmesi ne mümkün..

 

 

12 yaşında TRT Ankara radyosu

çocuk korosuyla Türkiye’yi  Rusya’da

temsil ediyordu odasında olan böceklerden korkuyor..

uyumak ne mümkün.. deodorantı böceklerin üzerine boşaltıyor..

hepsini bir güzel bayıltıyor ve uyuyor

Cüneyt  Arkın’a bayılırdı.

Vurdu mu devirmesine,

hep o hareketleri yapmaya çalışırmış..

 

 

"çocukluğunda,Kemal Sunal’ı

 

 çok severmiş"

Süt içmekten nefret edermiş ve annesi “oğlum küçük kalıyor” diye endişelenirken rüşvet teklif etmiş Gökhan’a.. sütünü içersen sana günlük harçlığının dışında haftalık harçlıkta vereceğim.. 8 yaşında falan ama hemen kabul ediyor bizim ki…J

 

Rusya’da ülkesini temsil ettiği sırada.. konsere çıkmadan önce bir köpek gördü salonda ve onunla oynamaya başladı sonra korktu ve koşmaya başladı..önünde cam kapıyı görmedi..Gökhan camı delerek geçmek üzereyken Rus delikanlı kendini siper etti. Gökhan hafif atlatmıştı kazayı 5 dikişle kurtulmuştu.. onu kurtaran gence ise 42 dikiş atılmıştı.

12 yaşındaki Gökhan olaydan çok etkilendi. “konsere çıkma” diyen hocasını dinlemeyecek kadar müzik aşığıydı  ve yarım saat sonra kolundaki dikişlerle konsere çıktı.

 

 

 

 

 

Yorum Yaz